|
SONY MUSIC
|
|
OSMANLI MOZAİĞİ SULTAN BESTEKÂRLAR
Osmanlı
sultanları ile saray ailesinin öteki üyelerinin musıkî sevgisi çok
eski bir geleneğe dayanır. Bu, Osmanlı devletinin ömrü kadar
uzun bir gelenektir. Devletin kuruluşunda, devletin hükümdarlığını
temsil eden simgeler arasında musıkînin önemli bir yeri vardır.
Saray toplumsal ve siyasî yapı içindeki merkezî durumu dolayısıyla,
güzel sanatların en önemli koruyucusuydu. Sultanlar yönetimdeki görevleri
için gerekli bilgileri öğrenirken , özellikle şiir, hat ve musıkî
sanatlarına ilgi duymuşlardır.
Osmanlı İmparatorluğu, Osmanlı Hânedânının
ve Sarayının; ilim, kültür ve sanata duymuş olduğu büyük
ilgi ve yakınlık sonucu Türk Musıkîsine emek vermiş,
repertuarımıza güzel eserler kazandırmış Osmanlı
Hükümdarlarının sayıları hiç de az olmamıştır.
Taç, taht ve saltanat sahibi büyük bestekârların tarih
sahnesindeki sanatkâr yönlerini ve eserlerini Türk Musıkîsi severlere
daha yakından tanıtmak amacındayız.
KADIN BESTEKÂRLAR
Yerleşik
İslâm gelenekleri kadın ve erkeği ayrı mekânlarda yaşamaya
zorlamış bu durum ilginç bir yan ürün vermiştir. Sarayda olsun,
evde olsun kendi eğlencelerini kendileri yaratmak zorunda kalan kadınlar
arasından çok sayıda besteci yetişmiştir. Sultanların
haremlerindeki cariyeleri musıkîye teşvik etmeleri ve yetenekli kızlara
musıkî dersleri aldırmaları sonucu sarayın harem bölümünde
de ayrı bir musıkî takımı kurulmuştur. 19. yüzyılın
son çeyreğinden önceki Osmanlı kaynakları ne yazık ki kadın
bestekârların pek azının adını kaydediyor.
Yakın tarihe, 19. yüzyılın son çeyreği ile
Cumhuriyetin ilânı arasında kalan yarım yüzyıla baktığımızda
da çok sayıda kadın besteci, icrâcı ve hoca görmekteyiz.
Bugün kimi Avrupa ülkelerinde hâlâ kadın musıkîcilere kapılarını
kapatan orkestraların olduğunu gözönüne alarak Türk kadın
bestekârların eserlerini özgürce sergileyebilmeleri Osmanlı geleneğinde
kadının belli bir yeri olmasının sonucudur.
ERMENİ BESTEKÂRLAR RUM BESTEKÂRLAR YAHUDİ BESTEKÂRLAR
Osmanlı
toplumunda musıkî, sadece saray çevresinin ve toplumdaki seçkinlerin eğlencesi
değil mütevazı halktan kimselerin, yoksul insanların da varlığını
hissettirdiği bir uğraşı alanı idi. Osmanlı musıkî
geleneğine katılmanın tek ölçüsü musıkî yeteneği
olmuştu. Osmanlı musıkîsi Türk kökenli olanların etnik
musıkîsi olmadığı gibi sadece dînî temele de dayanmıyordu,
bu nedenle gayrımüslim cemaatlere de açıktı. Türk ve müslüman
olmayan çevrelerden gelen musıkîşinâslar gelenek içinde yadırganmaz,
sadece bilgi ve yetenekleriyle değerlendirilirlerdi.
Gayrımüslim bestekârlar, Osmanlı Musıkîsinin bu geniş
zemininde geleneğe kabul edilmiş ve sanatlarının zirvesine
çıkarak müziğimizin hafızasında ve yazılı
kaynaklarında yaşamışlardır. Bu CD çalışması ile Osmanlı Mozaiğinin çok renkliliğini günümüze taşıyan bestekârları ve eserlerini dinleyicilerle buluşturduk.
BESTEKÂR SERİSİ DEDE EFENDİ ŞEVKÎ BEY HACI ARİF BEY REFİK FERSAN ALÂEDDİN YAVAŞÇA
ATA'YA İTHAF ŞARKILAR
Cumhuriyetimizin
Kurucusu Ulu Önder Atatürkümüzün; eşsiz kişiliği, bugünün
Türkiyesine doğru attığı kararlı adımları,
Onun, gelecekte yürüyeceğimiz yolu aydınlatan
ışığı; yüzlerce şiire konu olmuş, sayfalar
dolusu kitabın, romanın, makalenin satırlarından yüreklere
akmış, Ona yazılmış marşlar en yüksek seslerle
yankılanarak, Atamıza duyulan özlemi yansıtmakta yıllardır...
Onun deniz gözlerini neşelendiren, bazen hüzünlendiren,
Ordular! İlk hedefiniz Akdenizdir. İleri ! diyen sesinin eşlik
ettiği, ince musıkî zevkinin eseri o en sevdiği şarkılar
bir dilden söylendi bu güne dek...Bundan sonra da aynı coşkuyla söylenmeye
devam edecek kuşkusuz...
Bizler de, gönüllerindeki sevgi ve bağlılığı
notalara, nağmelere dökerek dile getiren Sâdettin Kaynak, Selâhattin Pınar,
Refik Fersan, Münir Nurettin Selçuk, Muallim İsmail Hakkı Bey gibi büyük
ustaların Ataya ithaf ettikleri eserlerini; bu güne kadar geniş
kitlelere ulaşmayan sesler i, musıkîseverlerle buluşturmak
amacındayız. Sanatçı ve koleksiyoner Fikret Bertuğ tarafından
tarihi öneme haiz fotoğrafların diapozitif gösterimi ve tarihi
bilgilerden ve yaşanmış olaylardan hareketle kaleme alınan
metinle, sanatçı ve araştırmacı İncilâ Bertuğun
anlatımıyla Atamızı anmaktan büyük onur duyacağız.
SEVDA ŞARKILARI AYRILIK ŞARKILARI
LONGA,SİRTO,OYUN HAVALARI ve ZEYBEKLER Klâsik Musıkî'mizin geleneksel saz eseri formlar peşrev ve saz semâileridir. XVIII. yüzyıl sonlarından başlayarak yeni yeni saz formları musıkîmize girmiştir. Bunların bir bölümü yabancı kaynaklı olmakla birlikte, Türk musıkîmize içinde değişmiş ve millî nitelik kazanmıştır. Batı musıkîsinde ; Rönesans'a kadar sürensözlü musıkînin yaygınlığı ve hakimiyeti Rönesans'tan sonra azalmış,saz musıkîsi başka bir deyişle orkatra musıkîsi öne çıkmıştır. Türk musıkîsinde ise çok değerli bir saz eseri repertuarı bulunmasına karşın saz musıkîsi, günümüze kadar hep sözlü musıkînin gerisinde kalmıştır. Türk Musıkîsi çerçecesinde başlangıçta önem verilen ve pek çok türde beste şekli doğmuş olan saz musıkîsine giderek azalan ilgi , klâsik dönem ve daha sonrasında bestelenmiş çok sayıda saz eserinin kaybolmasına ya da dağılıp gitmesine neden olmuştur.
JAZZ ALLA TURCA
ALİ UFKî
DIMITRI CANTEMIR
|